Hegel (öl. 1831), XIX. yüzyılın başlarında verdiği Estetik derslerinde renklerden söz ederken ilginç bir hususa dikkat çeker, ve “Yeşil” der;
— sarı ile mavi”nin karışmasıyla oluşan bir renktir, ancak [yeşilde] her iki rengin karşıtlığı etkisiz hâle gelmiştir.” (Das Grün ist zwar auch eine aus der Gelb und Blau gemischte Farbe, aber es ist eine einfache Neutralisation dieser Gegensätze.)

Sarı ile mavi arasındaki karşıtlık nasıl tasavvur ediliyor olmalı ki bu iki renk bir araya geldiğinde (birbirine karıştığında), hemen karşıtlığın etkisinin ortadan kalktığına hükmolunmakta?

Karşıtlığın olduğu her yerde hareket var demektir, ve o hâlde sarı ile mavi”nin birleşmesi sadece bu iki rengin karşıtlığını değil, aynı zamanda hareketini de durduruyor olmalı.

Bu yorumda renklere özgü bir hareketin tasavvur edildiği açık. Hareketin ve kaçınılmaz olarak sükûnun.

Hegel”in açıklamasında ”Neutralisation” kelimesi geçiyor.

Ben bu terimden, sarı ile mavi arasındaki diyalektik karşıtlığın solması/sönmesi, yani yeni bir anlamın ortaya çıkması (sentez) neticesini çıkarıyorum.

Yani hareketin her iki biçimi de sona ermekte. Fiil de, infial de. Etki de, edilgi de. Yani bence, eylemin eril ve dişil formları da.

Sarı ve mavideki karşıtlık, keskinlik, kesinlik yeşil”de yoktur. Yani hareket. Yeşil bu açıdan bakıldığında sükun”u, dinginliği temsil eder. Sanki geçmiş yeşil renklidir.

Garip ama öyle.

* * *
V. Kandinsky (öl. 1944), XX. yüzyılın başında, yani Hegel”in Estetik derslerinden yaklaşık bir asır sonra, renklerin hareketini açıklamak maksadıyla iki terim kullanır:

1) exzentrisch

2) konzentrisch

Yani Kandinsky”ye göre, renkler merkezden çevreye doğru hareket eder, ya da çevreden merkeze doğru.

Bakınız, kendisi renklerin (sarı ile mavi”nin) karşıt yönlere hareketini nasıl açıklıyor:

— “Aynı büyüklükte iki daire çizilip birini sarıyla, ötekini maviyle doldurursak —daha dikkatimizi kısa bir süre bu daireler üstünde toplar toplamaz— sarının ışın yaydığını, merkezden bir haraket alarak neredeyse gözle görülür biçimde insana yaklaştığını farkederiz. Oysa mavi merkezde toplanan bir hareket geliştirir (kabuğuna büzülen bir salyongoz gibi) ve insandan uzaklaşır. Birinci daire fırlayıp göze batar, ikincisi gözü derine çeker.”

Acaba, çevreden merkeze doğru hareket eden sarı ile merkezden çevreye doğru hareket eden mavi”yi birbirine karıştırdığımızda elde edeceğimiz yeşil rengin hareketle ilişkisi nasıl olacaktır?

Daha basit bir biçimde soracak olursak, karşıt yöndeki iki hareketler çarpışması nasıl sonlanır?

Kandinsky böyle bir soruyu şöyle cevaplıyor:

— “… birbirine karşıt iki hareket birbirini yok ederler, böylece tam bir hareketsizlik ve sükûn meydana gelir. Yeşil zuhur eder. (… volle Unbeweglickeit und Ruhe entsteht. Es entsteht Grün.)

Görüldüğü üzere, Kandinsky de —tıpkı Hegel gibi— sarı ile mavi”ye özgü hareketliliğin yeşilde sükûna dönüşüp etkisizleştiğine işaret etmektedir.

Yeşil, doğanın rengi. Sükûnun. Hareketsizliğin. Sadece harekete değil, hareketin miktarına da muhalif. Yani hız ve sürate.

* * *
Yaş ve yeşil aynı kökten gelir. Kökeninde tazelik mânâsı var. Yeşilin doğayı temsil etmesi de doğanın tazeliğini ve diriliğini temsil etmesi anlamına gelir. Yani yaşamı.

Yaşamda tazelik, dirilik ve süreklilik bulunuyor. Bu yönüyle belki ölümün karşıtı gibi ama yeşil aynı zamanda türbelerin, mezarlıkların da rengi. Hatta ölümün.

Müslüman bilincinin ölümü yeşillikler içinde tasavvur etmesi boşuna değildir. Yeşil cennetin rengidir çünkü. Yani, yeni yaşamın.

Ölüm insanın yeni yaşama açılan kapısı olduğundan ötürü, öncesini değil, sonrasını temsil eder. Yeniden dirilişi.

Yeşilin sükûneti telkin etmesi de yeniden dirilişin, uykudan uyanışın gerçek bir sükûnet anlamı taşımasındandır. Bence.

(Not: Mesele yorumda tafsilatı hakkediyor ama benim hâlim o kadarına müsait değil.)

* * *
Acaba, yeşil, insanın olgunluğunu, ahlâk ve edeb sahibi oluşunu da sembolize eder mi?

Niçin olmasın?

Hatırıma, rahmetli babaanneciğimin zaman zaman söylediği bir tekerleme geliyor:

— “Dışarıdan gördüm yeşil türbe/İçine girdim estağfirullah tövbe!”

Burada yeşil”le türbe”nin yanyana gelmesi gayet manidar. Çünkü bu yeşil türbe gerçekte insanı temsil ediyor. İnsanın dışarıdan görünüşünü. Sükûnetini, edebini, ahlâkını.

Fakat insana biraz yakından bakınca, sırrına ve hakikatine biraz yaklaşınca, karşılaşılan manzara, ziyaretçisine “Estağfirullah, gördüğüme göreceğime tevbeler olsun!” dedirtebilir.

Yeşil ve yeşillik çoğunlukla aldatıcıdır da ondan.

Ey talib, sakın unutma, hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

Dücane Cündioğlu, Ölümün Dört Rengi

Oil painting by Azhykmaa

Oil painting by Azhykmaa

Advertisements